01 Temmuz 2026

Adaletin Teminatı Genç Hukukçularımız Mezuniyet Sevinci Yaşadı

Üniversitemiz Hukuk Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni gerçekleştirildi. Faik Cengiz Uysal Salonu'nda gerçekleşen törene Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Teftiş Kurulu Başkanı Ali Erdem, Hukuk Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Mustafa Avcı, Hukuk Fakültemiz Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Abdullah Ömercioğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Reyhan Tuhan Boz ile akademik ve idari personelimiz, öğrencilerimiz, aileleri ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını yapan Hukuk Fakültemiz birincisi Kaan Göçeroğlu, ‘’Dört yıllık emeğimizi taçlandırdığımız bu anlamlı günde sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Hepiniz mezuniyet törenimize hoş geldiniz. Dört yıl önce büyük bir heyecanla kapısından içeri girdiğimiz fakültemizde bugün öğrencilik hayatımızın son gününü yaşıyoruz. Geriye dönüp baktığımızda çok emek verdik, çok mücadele ettik, her zaman daha iyisini yapmaya çalıştık. Yorulduk, ter döktük, zaman zaman umutsuzluğa kapıldık ama hiçbir zaman vazgeçmedik. Bugün ise tüm bu emeklerin karşılığını almanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugün sizlerle beni dönem arkadaşlarımdan ayıran küçük ama benim için çok anlamlı bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Hukuk Fakültesini kazandığım dönemde önümde bir tercih değil, adeta bir zorunluluk vardı. Bir yandan çalışıp para kazanmak, diğer yandan eğitimimi başarıyla tamamlamak zorundaydım. Bu iki sorumluluğu aynı anda yürütmek kolay değildi. O gün kendime, "Bu durumu nasıl avantaja çevirebilirim?" diye sordum ve hukuk mesleğinin mutfağına girmeye karar verdim. Adliyede çalışmaya başladım. Fakültede öğrendiğim teorik bilgileri uygulamanın içinde bizzat görme ve deneyimleme fırsatı buldum. Elbette çok yorucuydu; bazen ders, bazen iş, bazen de hayatın yükü omuzlarıma ağır geldi. Ancak bugün burada bulunmak, o fedakârlıkların karşılığını aldığımı hissettiriyor ve bana tarifsiz bir mutluluk veriyor. Bir başka gururumu da sizlerle paylaşmak isterim. Sanırım fakültemiz tarihinde bir ilke imza attık. Bundan tam bir yıl önce, bugün sizlerin oturduğu sıralarda ben oturuyordum, bu kürsüde ise kardeşim Yasin Göçeroğlu vardı. Kendisi geçtiğimiz yıl fakültemizin birincisi olarak mezun oldu. Bu yıl ise aynı gurur bana nasip oldu. Böylece iki yıl üst üste aynı aileden iki kardeş olarak fakülte birincisi olmayı başardık. Bu okulun hakkını elimizden geldiğince vermeye çalıştığımıza inanıyoruz. Seneye mezun olacak arkadaşlarımıza da buradan sevgilerimizi gönderiyoruz; artık kürsü sizlerin, bayrağı sizlere gönül rahatlığıyla devrediyoruz. Bugünlere gelmemde emeği olan herkese teşekkür etmek istiyorum. Öncelikle her zaman yanımda olan ve bana inanan teyzem Gülay Gülünay'a, hem kardeşim hem de en yakın arkadaşım olan Yasin Göçeroğlu'na ve hayatım boyunca yaptığı fedakârlıkların karşılığını hiçbir zaman ödeyemeyeceğim canım anneme sonsuz teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. En büyük teşekkürlerimden birini de bundan yüz yıl önce "Bütün ümidim gençliktedir." diyerek bizlere büyük bir sorumluluk yükleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e sunuyorum. Kendisini sevgi, saygı, özlem ve minnetle anıyor, ruhu şad olsun diyorum. Bugün mezun olan tüm arkadaşlarımı yürekten tebrik ediyor, bundan sonraki meslek hayatlarında başarılar diliyorum. Yolumuzun daima hakikatten, hukuktan ve adaletten ayrılmaması; hak, hukuk ve adaletin hiçbir ayrım gözetilmeksizin herkese eşit şekilde uygulandığı bir ülkede ve dünyada yaşamak dileğiyle hepinize katılımınız için teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hoşça kalın, sağlıcakla kalın.’’ ifadelerini kullandı.
Mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada adaletin yalnızca hukuki bir kavram olmadığını, aynı zamanda toplumların huzur ve devamlılığını sağlayan en temel değer olduğunu vurgulayan Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Avcı, ‘’Bir insan, uzun ömürlü olmak isterse adaletli olsun. Adaletli olmak ömrü uzatır. Bu durum, devletlerde de aynıdır. Adalet, yalnızca hukuki bir kavram değil; aynı zamanda bir medeniyetin varlık sebebini, yönünü ve istikbalini/ideallerini belirleyen kurucu bir ilkedir. Bireysel ve toplumsal huzurun temelini oluşturan ahlaki bir düsturdur. Her bir şeyi yerli yerine koymak, hakkı esas alarak hareket etmektir; hakkaniyete uygun hüküm kurmaktır. Hem ahlaki hem de hukuki bir kavramdır. Zıddı zulümdür, zorbalıktır, haddi aşmaktır. Adalet sarayından çıkarken; borçlarını ödeyen, borçluları verdikleri zararı kendi kendilerine tazmin eden kimseleri; vazifelerini idrak etmiş ana babaları, sözlerine sadık tarafları, hisselerinden memnun kanaatkâr mirasçıları, vazifelerini kavramış memurları, kısaca sevimli çehreleri görmeyi insan ne kadar arzu eder. Hukuk mesleğinin başlangıcında bulunanlara şunları söylemek isterim: Eğer siz, olaylar hakkında kötümser bir görüşe mütemayilseniz, eğer gün geçtikçe bir sürü şerefsizlik ve bedbahtlıklarla karşılaşmaya hazır değilseniz, yargıçlıktan vazgeçiniz; hukukçu olmayınız. Hukukçu vazifesi dışında hususi hayatına sonsuz bir ihtimam ve hassasiyet göstermeli. Hukukçu, itimat edilebilir dostlarını ziyaret ederken ve vatandaşlarının sosyal hayatlarına katılırken mütemadiyen iki düşünceyle karşılaşacaktır; bir taraftan hükümlerindeki istiklâli temin etmek, diğer taraftan da insanların hürmetini kazanmak ve bunu muhafaza etmek. Böyle bir yaşama tarzı feragat ister ve zahmetli olmasına rağmen, bazı şahıslarla ve bazı muhitlerle alâkayı kesmeyi gerektirir. Hukukçuya vazifesi bir fazilet gibi değil de bir "adli çalışma" gibi göründüğü zaman, imanının ne kadar sarsıldığını; hüküm vereceği davadaki unsurların doğru olup olmadığından şüphelendiği anda yahut bu unsurları bulmuş olsa bile, biri mantıkla, diğeri hisle verebileceği iki hüküm arasında kaldığı zaman ne büyük bir ye'se düştüğü söylenebilir. İki çeşit hakikat ortaya çıkmaktadır: Bir kişiye adalet dağıtmak, adaleti herkes için dağıtmak demektir; aksine olarak, bir kişiye yapılan adaletsizlik, herkese yapılıyor demektir. Aynı şekilde, adaletin de iki cephesi vardır: Birisi hak cephesi, diğeri nezafet cephesi. Hukuk kültürünün de iki cephesi vardır: akıl cephesi ve his cephesi. "Adaleti bulmak için ona sadık olmak lâzımdır; ilahiyatta olduğu gibi, o da kendisine iman edenlere belli olur." Hukuk, yalnızca kuralların varlığıyla değil; bu kuralların adaletle yorumlanması ve istikrarlı biçimde uygulanmasıyla gerçek anlamını bulur. Bu yüzden, bugün salondan hayatın o zorlu avlusuna çıkarken şu sarsılmaz ideali vicdanınıza kazanmanızı isterim. Sizin mesleğiniz, salt kanun maddelerini ezberlemek değil; düzensizliğin karşısında nizamı, hakkı ve insan onurunu savunmaktır. Unutmayın ki ileride omuzlarınıza alacağınız o cübbenin düğmesi yoktur; çünkü adalet hiçbir otoritenin önünde iliklenemez. Aynı şekilde cübbenin cebi de yoktur; çünkü hakikat hiçbir bedelle tartılmaz. Bu süreçte yolunuz adalet, kılavuzunuz daima vicdanınız olsun. Hepinizi yürekten tebrik ediyor, yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını diliyorum.'' şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından fakülte genelinde dereceye giren öğrencilere hediyeleri takdim edildi. Fakülte birincisi Kaan Göçeroğlu'na hediyesi Hukuk Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Mustafa Avcı, fakülte ikincisi Büşra Yılmaz'a hediyesi Hukuk Fakültemiz Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Abdullah Ömercioğlu ve fakülte üçüncüsü Meltem Ünsal'a ise hediyesi Hukuk Fakültemiz Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Reyhan Tuhan Boz tarafından takdim edildi.
Tören, öğrencilerin gruplar hâlinde sahneye davet edilerek mezuniyet belgelerini almalarıyla devam etti. Belgelerini teslim alan mezunlar, aileleri ve akademik personelimizle bu anlamlı anı paylaşmanın mutluluğunu yaşadı.
Programın sonunda büyük bir coşku içerisinde keplerini havaya fırlatan mezun öğrencilerimiz, eğitim hayatlarının önemli bir dönüm noktasını kutladı. Hukuk Fakültesi mezuniyet töreni, mezun öğrencilerimiz ve ailelerinin hatıra fotoğrafları çektirmesiyle sona erdi.