Adaletin Teminatı Genç Hukukçularımız Mezuniyet Sevinci Yaşadı
Üniversitemiz
Hukuk Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni gerçekleştirildi. Faik Cengiz Uysal Salonu'nda gerçekleşen törene Hâkimler ve Savcılar
Kurulu (HSK) Teftiş Kurulu Başkanı Ali Erdem, Hukuk Fakültemiz Dekanı Prof. Dr.
Mustafa Avcı, Hukuk Fakültemiz Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Abdullah Ömercioğlu
ve Dr. Öğr. Üyesi Reyhan Tuhan Boz ile akademik ve idari personelimiz,
öğrencilerimiz, aileleri ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Saygı
duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını
yapan Hukuk Fakültemiz birincisi Kaan Göçeroğlu, ‘’Dört yıllık emeğimizi
taçlandırdığımız bu anlamlı günde sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk
duyuyorum. Hepiniz mezuniyet törenimize hoş geldiniz. Dört yıl önce büyük bir
heyecanla kapısından içeri girdiğimiz fakültemizde bugün öğrencilik hayatımızın
son gününü yaşıyoruz. Geriye dönüp baktığımızda çok emek verdik, çok mücadele
ettik, her zaman daha iyisini yapmaya çalıştık. Yorulduk, ter döktük, zaman
zaman umutsuzluğa kapıldık ama hiçbir zaman vazgeçmedik. Bugün ise tüm bu
emeklerin karşılığını almanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugün sizlerle
beni dönem arkadaşlarımdan ayıran küçük ama benim için çok anlamlı bir hikâyeyi
paylaşmak istiyorum. Hukuk Fakültesini kazandığım dönemde önümde bir tercih
değil, adeta bir zorunluluk vardı. Bir yandan çalışıp para kazanmak, diğer
yandan eğitimimi başarıyla tamamlamak zorundaydım. Bu iki sorumluluğu aynı anda
yürütmek kolay değildi. O gün kendime, "Bu durumu nasıl avantaja
çevirebilirim?" diye sordum ve hukuk mesleğinin mutfağına girmeye karar
verdim. Adliyede çalışmaya başladım. Fakültede öğrendiğim teorik bilgileri
uygulamanın içinde bizzat görme ve deneyimleme fırsatı buldum. Elbette çok
yorucuydu; bazen ders, bazen iş, bazen de hayatın yükü omuzlarıma ağır geldi.
Ancak bugün burada bulunmak, o fedakârlıkların karşılığını aldığımı
hissettiriyor ve bana tarifsiz bir mutluluk veriyor. Bir başka gururumu da sizlerle
paylaşmak isterim. Sanırım fakültemiz tarihinde bir ilke imza attık. Bundan tam
bir yıl önce, bugün sizlerin oturduğu sıralarda ben oturuyordum, bu kürsüde ise
kardeşim Yasin Göçeroğlu vardı. Kendisi geçtiğimiz yıl fakültemizin birincisi
olarak mezun oldu. Bu yıl ise aynı gurur bana nasip oldu. Böylece iki yıl üst
üste aynı aileden iki kardeş olarak fakülte birincisi olmayı başardık. Bu
okulun hakkını elimizden geldiğince vermeye çalıştığımıza inanıyoruz. Seneye
mezun olacak arkadaşlarımıza da buradan sevgilerimizi gönderiyoruz; artık kürsü
sizlerin, bayrağı sizlere gönül rahatlığıyla devrediyoruz. Bugünlere gelmemde
emeği olan herkese teşekkür etmek istiyorum. Öncelikle her zaman yanımda olan
ve bana inanan teyzem Gülay Gülünay'a, hem kardeşim hem de en yakın arkadaşım
olan Yasin Göçeroğlu'na ve hayatım boyunca yaptığı fedakârlıkların karşılığını
hiçbir zaman ödeyemeyeceğim canım anneme sonsuz teşekkür ediyorum. İyi ki
varsınız. En büyük teşekkürlerimden birini de bundan yüz yıl önce "Bütün
ümidim gençliktedir." diyerek bizlere büyük bir sorumluluk yükleyen Gazi
Mustafa Kemal Atatürk'e sunuyorum. Kendisini sevgi, saygı, özlem ve minnetle
anıyor, ruhu şad olsun diyorum. Bugün mezun olan tüm arkadaşlarımı yürekten
tebrik ediyor, bundan sonraki meslek hayatlarında başarılar diliyorum.
Yolumuzun daima hakikatten, hukuktan ve adaletten ayrılmaması; hak, hukuk ve
adaletin hiçbir ayrım gözetilmeksizin herkese eşit şekilde uygulandığı bir
ülkede ve dünyada yaşamak dileğiyle hepinize katılımınız için teşekkür ediyor,
sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hoşça kalın, sağlıcakla kalın.’’ ifadelerini
kullandı.

Mezuniyet
töreninde yaptığı konuşmada adaletin yalnızca hukuki bir kavram olmadığını,
aynı zamanda toplumların huzur ve devamlılığını sağlayan en temel değer
olduğunu vurgulayan Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Avcı, ‘’Bir insan,
uzun ömürlü olmak isterse adaletli olsun. Adaletli olmak ömrü uzatır. Bu durum,
devletlerde de aynıdır. Adalet, yalnızca hukuki bir kavram değil; aynı zamanda
bir medeniyetin varlık sebebini, yönünü ve istikbalini/ideallerini belirleyen
kurucu bir ilkedir. Bireysel ve toplumsal huzurun temelini oluşturan ahlaki bir
düsturdur. Her bir şeyi yerli yerine koymak, hakkı esas alarak hareket
etmektir; hakkaniyete uygun hüküm kurmaktır. Hem ahlaki hem de hukuki bir
kavramdır. Zıddı zulümdür, zorbalıktır, haddi aşmaktır. Adalet sarayından
çıkarken; borçlarını ödeyen, borçluları verdikleri zararı kendi kendilerine
tazmin eden kimseleri; vazifelerini idrak etmiş ana babaları, sözlerine sadık
tarafları, hisselerinden memnun kanaatkâr mirasçıları, vazifelerini kavramış
memurları, kısaca sevimli çehreleri görmeyi insan ne kadar arzu eder. Hukuk
mesleğinin başlangıcında bulunanlara şunları söylemek isterim: Eğer siz,
olaylar hakkında kötümser bir görüşe mütemayilseniz, eğer gün geçtikçe bir sürü
şerefsizlik ve bedbahtlıklarla karşılaşmaya hazır değilseniz, yargıçlıktan
vazgeçiniz; hukukçu olmayınız. Hukukçu vazifesi dışında hususi hayatına sonsuz
bir ihtimam ve hassasiyet göstermeli. Hukukçu, itimat edilebilir dostlarını
ziyaret ederken ve vatandaşlarının sosyal hayatlarına katılırken mütemadiyen
iki düşünceyle karşılaşacaktır; bir taraftan hükümlerindeki istiklâli temin
etmek, diğer taraftan da insanların hürmetini kazanmak ve bunu muhafaza etmek.
Böyle bir yaşama tarzı feragat ister ve zahmetli olmasına rağmen, bazı
şahıslarla ve bazı muhitlerle alâkayı kesmeyi gerektirir. Hukukçuya vazifesi
bir fazilet gibi değil de bir "adli çalışma" gibi göründüğü zaman,
imanının ne kadar sarsıldığını; hüküm vereceği davadaki unsurların doğru olup
olmadığından şüphelendiği anda yahut bu unsurları bulmuş olsa bile, biri
mantıkla, diğeri hisle verebileceği iki hüküm arasında kaldığı zaman ne büyük
bir ye'se düştüğü söylenebilir. İki çeşit hakikat ortaya çıkmaktadır: Bir
kişiye adalet dağıtmak, adaleti herkes için dağıtmak demektir; aksine olarak,
bir kişiye yapılan adaletsizlik, herkese yapılıyor demektir. Aynı şekilde,
adaletin de iki cephesi vardır: Birisi hak cephesi, diğeri nezafet cephesi.
Hukuk kültürünün de iki cephesi vardır: akıl cephesi ve his cephesi.
"Adaleti bulmak için ona sadık olmak lâzımdır; ilahiyatta olduğu gibi, o
da kendisine iman edenlere belli olur." Hukuk, yalnızca kuralların
varlığıyla değil; bu kuralların adaletle yorumlanması ve istikrarlı biçimde
uygulanmasıyla gerçek anlamını bulur. Bu yüzden, bugün salondan hayatın o zorlu
avlusuna çıkarken şu sarsılmaz ideali vicdanınıza kazanmanızı isterim. Sizin
mesleğiniz, salt kanun maddelerini ezberlemek değil; düzensizliğin karşısında
nizamı, hakkı ve insan onurunu savunmaktır. Unutmayın ki ileride omuzlarınıza
alacağınız o cübbenin düğmesi yoktur; çünkü adalet hiçbir otoritenin önünde
iliklenemez. Aynı şekilde cübbenin cebi de yoktur; çünkü hakikat hiçbir bedelle
tartılmaz. Bu süreçte yolunuz adalet, kılavuzunuz daima vicdanınız olsun.
Hepinizi yürekten tebrik ediyor, yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını
diliyorum.'' şeklinde konuştu.



Konuşmaların
ardından fakülte genelinde dereceye giren öğrencilere hediyeleri takdim edildi.
Fakülte birincisi Kaan Göçeroğlu'na hediyesi Hukuk Fakültemiz Dekanı Prof. Dr.
Mustafa Avcı, fakülte ikincisi Büşra Yılmaz'a hediyesi Hukuk Fakültemiz Dekan
Yardımcısı Doç. Dr. Abdullah Ömercioğlu ve fakülte üçüncüsü Meltem Ünsal'a ise
hediyesi Hukuk Fakültemiz Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Reyhan Tuhan Boz
tarafından takdim edildi.




Tören,
öğrencilerin gruplar hâlinde sahneye davet edilerek mezuniyet belgelerini
almalarıyla devam etti. Belgelerini teslim alan mezunlar, aileleri ve akademik
personelimizle bu anlamlı anı paylaşmanın mutluluğunu yaşadı.


Programın
sonunda büyük bir coşku içerisinde keplerini havaya fırlatan mezun
öğrencilerimiz, eğitim hayatlarının önemli bir dönüm noktasını kutladı. Hukuk
Fakültesi mezuniyet töreni, mezun öğrencilerimiz ve ailelerinin hatıra
fotoğrafları çektirmesiyle sona erdi.